Follow by Email

18 Şubat 2012 Cumartesi

terrible two nedir kimdir neyin nesidir

Hani ilaç prospektüslerinde yan etkiler kısmı vardır ya, bence sanki gerçekten anlaşılmasın diye en itinayla hazırlanmış bölümdür o. İşte bizim miniğin büyümesindeki, bu terrible two / iki yaş sendromu denilen bölüm ona bin basar yeminlen.Olay anında anlayan beri gelsin!

Sanırım hemen hepimiz hastayken yat yat sıkıldığımızda baş ucumuzdaki ilaçların prospektüslerini okumuşuzdur. İşte ben de, bu durum için sıkıntıdan, evin mutena köşelerine serpiştirdiğim kitapları okuyorum sürekli . Yatarken, tuvalette, çorba karıştırırken tezgah kenarında falan filan. Şimdi bu bağlamda inceleyelim bakalım durumu. Ancak kaynımgile bu ilaç iyi geldi durumu ne kadar etkiliyse burada yazdıklarım da o kadar etkilidir, her çocuk kendine özeldir ve her annenin durumu ona göre koklaması gerekir. Ona göre uyarmadı demeyin :)

En güzel prospektüs okuma yarışında bir haftadır ben de varım efendim haydin bakalım!

Belirtiler ne zaman görülür:

Son derece sinsice yaklaşmakta olup zonnk diye başlamaktadır. Başlama aralığı ve şiddeti, genetik faktörlerin hain planlarına göre çocuktan çocuğa ve cinsiyete göre değişmekle birlikte 2-3 yaş arası sıklıkla görülmektedir.

Niye olur? Nasıl olur? Ne gerek var yani!....:

Hayatta hiçbir şey kolay değil dostlar. Boşuna dememişler insan yavrusu kolay büyümüyor diye!

Aslında bu sadece miniğimizin gelişim dönemlerinden biri. Çocuğumuzun özerkliğinin farkına vardığı / varmaya çalıştığı, sınırlarını, özgürlüklerini öğreneceği, kişiliğinin temel taşlarının atıldığı dönem.

Tüm bunları da, deneme, tekrar deneme, bir daha deneme, ısrar etme, tutturma, dokunma, sorma, sorma, sorma, inatlaşma öfkelenme yoluyla yapacak haliyle.

Bu dönem başlayana kadar tamamen ebeveynine bağlı olan miniklerimiz için tek gaye, bireyselliğin, sosyalliğin farkına varırken, kendisinin birey olarak varlığını ve isteklerini kabul ettirmek.

Bunu nasıl yapacaklarını henüz bilmediklerinden en iyi bildikleri, ağlama, tutturma, vurma, atma eylemlerini baştacı ediyorlar ve bu noktada, negatif tutumlara karşı bizim tavrımız da negatif yönde olursa,biz miniğimizi hayata hazırlamak şöyle dursun, öğrenilmiş çaresizlik gereği, ya isteklerini baskılayan pasif kurban ya da zorba bir yetişkin olmasının temellerini atıyor olabiliriz ona göre.

Bizim amacımız ne olursa olsun, bireyselliğini kabul ettirmek için onun tek amacı, bizim dediğimizin illaki ama illaki tam tersini yapmak, bizi nerede ciyaklatacağını görmek.(burada negatif olumlamalar bazen işe yarar gibi görünse de,uzun vadede istediğimiz kişilik özelliklerinin kazanılmasına katkı sağlamaz ve anı kurtarış olabilir sadece)

Nasıl olduğuna gelinceee;
Beynimiz dört ana lobdan oluşuyor bizim konumuzu en çok ilgilendiren kısım ise Frontal lob denilen alnımızdan arkaya kadar uzanan kısım.Bilim diyor ki insanlarda duygular içgüdüsel değildir tecrübeler sonrası edinilir ve öğrenildiği andaki hali ile beynin bu bölgesinde depolanırlar.O sebeptendir ki tanık olunan aynı olay karşısında herkesin duygusal tepkisi farklıdır.

İşte beyinde bu duygulara ait bilgi akışının bulunduğu kısım, bizim miniklerde henüz doğal olarak biz yetişkinlerdeki gibi gelişmemiş ve bizim yönetmeyi becerdiğimiz kontrol mekanizmaları çalışır duruma gelmemiştir , ancak dünyaya geldiklerinin ikinci yılıyla birlikte bu bölge hızla gelişim atağına geçer.

Büyümeyle birlikte kendisini sürekli sarmalayan şap şap öpen koklayan sevginin yanında hayal kırıklığı, korku, sevinç, neşe, endişe gibi duygularla tanışan çocuğumuz bunları öğrenirken, hislerini tanımlamayı ve nasıl dışa vuracağını nasıl kontrol edeceğini bizim davranışlarımızla, duruma verdiğimiz tepkilerle öğrenir.

Çocuğumuz hırçınlık nöbeti geçirirken bizim ona bir süre sonra kendimize hakim olamayarak öfkelenmemiz, niye uyumuyorsun çocuğum bak uykuya ihtiyacımız var işte uyumazsak büyüyemeyiz vs vs vs ve sonrasında da oooff canımdan bezdirdin beni aaa şeklinde çıkışlarımız, misal öfkeyle yeni tanışan miniğimize evet uyumalı dinlenmeliyim iknasından çok,miniğimizin bilinçaltına "ben öfkeliyim annemde öfkeli, ben öfkelenirsem karşımdaki de öfkelenir, ne yapmalı?Ya daha çok öfkelenip onu pes ettireceğim ya da susup ikna olmuş numarası yapıp mutsuz mutsuz yatacağım" mesajlarını itinayla sokar.

Aslında bu bahsettiğim her iki halde de, çocuğun aldığı mesaj yanlış. Örnekteki gibi bir tavırla daha da çok öfkelenmesi durumunda ilerde fikirlerini kabul ettirmek için höt zöt bağıran bir yetişkin olmasının ya da sesini kesip boyun eğmesi durumunda da içine atıp hakkını koruyamayan kurban model bir yetişkin olmasının temel kodlarını atıyorsunuz demektir.

 
Konrtendikasyonlar:

Yeni dökülmüş bir betona ne koysan izinin kalacağından örnekle, sizin binbir zahmetle sabırla yaptığınız inşaatın, babane,anane gibi destek ünitelerince faso fiso sayılıp çocuğun feleğini şaşırması durumu da diyebiliriz. Bu noktada fıttırıp çemkirme durumunuz varsa, çocuk yerine söz konusu kişilere yöneltip tırsmalarını sağlayabilirsiniz.


Peki ne yapacağız, nasıl yapacağız, forumlarda fır fır allaam ne yapıcam ben diye dönmeden nasıl atlatacağız? Bu konuda öğrendiklerim ve süper şahane fikirlerim de :) bir sonraki yazıya efendim.





Hiç yorum yok: