Follow by Email

17 Ocak 2012 Salı

Bremen Mızıkacıları

10 Ocak 2012 Pazar günü kişisel tarihimize ilk müzikal tecrübemiz olarak kaydoldu.Aralık 2011 de iki kere gitmeye niyetlenmemize rağmen, yakamıza yapışan kış hastalıkları kışkışlanana kadar gidemedik tabi.

Devlet Opera ve Balesinin insanı çat diye çatlatan netten bilet alma işini gerçekleştiremeyince Göktuğ imdadımıza yetişti ve bize jest yaparak bilet yerine davetiye getirdi.Nazlı İktu'ya tekrar çook teşekkür ediyoruz.

Esas süpriz ise Göktuğ'un da bize katılmasıydı.Sabah onu almaya gittiğimizde apartmandan çıkışını görünce çığlık attı bizimki.Kuzey resmen hayran Göktuğ'a.Gün içinde nerdeyse tüm oyunlarına hayali olarak sokuyor onu.


Fuaye'de biraz vakit geçirdik kalabalığa alışsın diye,kaşla göz arasında benim şekersiz sütsüz kahvemi lüpletti ilk kez ancak yudumdan sonraki yüz ifadesinden baya uzun bir süre tekrar denemeyeceğine eminim.

Oyun bir saat 15 dakika sürüyor ve birinci saatin sonuna doğru 15 dakika kadar ara veriyorlar. Kuzey hepimizi şaşırtan bir performansla oyunun her anına alkışlarla kahkahalarla katılarak sonuna kadar izledi.


Birinci perdenin sonunda tavandaki ve duvarlardaki freskleri farkedip waoooww anne baksanaaa diye bağırdı,bana tek tek resimleri anlattırdı.

Ona ayrı koltuk almıştık ama ikinci perdede Göktuğ'un kucağında olmayı tercih etti.Bunda arada kaptığı iphone un etkisi küçümsenemez tabi.



Tesadüf Çağrı ve güzeller güzeli kızı Arya ile karşılaştık,yerlerimiz yanyanaydı.Baba kız ilişkisine bayıldık.






Oyun sonrası kulise geçtik,Nazlı'ya teşekkür çiçeğimizi verdik ve kahramanlarla resim çektirdik.


Perde arasında Nurturia'dan Nihal http://poyrazligunler.blogspot.com/  küçük bir not kağıdı vermişti.Nurturia'dan buluşup gelen tüm aileler için Opera binasının karşısında, çıkışta çay içip sohbet edebilmek için bir yer ayarlamış,hatta çocuklar sıkılmasın diye hepsi için boyama kağıdı ve boya kalemi getirmiş.Tek kelimeyle düşünceliliğine bayıldım.! ama bizimkiler Quando'ya gitmek isteyince maalesef katılamadık.

Güzel bir yemek,biraz boya,etrafı keşfetme ve dostlarla sohbet...günü tamamladık.



Kuzey'in hayatına müziği katmaya,evde TV yerine sık sık müzik dinleyerek, müzikli oyunlar oynayarak, yazın pazar günleri Mithat Selection'ın artık geleneksel olan sokakta Opera akşamlarına eşlik ederek ve Baby Einstein çizgi filmini ailece seyrederek başladık.

Sanat eğitiminin küçük yaşta başlaması gerektiğine ve bunun insanı zenginleştirdiğine inanıyorum. Özellikle klasik müzikteki notaların ritminin insan beyninin farklı alanlarını uyardığı ve düşünce zenginliği getirdiği bilimsel çalışmalarda da yer alıyorken, bizim böylesine keyif aldığımız bir güzelliği çocuğumun da sevmesi, hayatına katması,yaşaması dileğim.

(Kuzey 28 aylık)


2 yorum:

Poyraz'ın annesi Nihal dedi ki...

Blogunu yeni keşfettim, tebrikler, yazmak insana iyi geliyor en azından bana. Işık hızıyla büyüyen bebeklerimiz için de güzel birer anı olacağına inanıyorum, gayet de güzel ve akıcı yazmışsın (peh peh biranda otorite kesildim:) keep up the good work :)
Sevgiler,
Nihal

freshmom dedi ki...

çok teşekkürler:)gazı aldım tamamdır:)